İkinci el araç satın alınmadan önce ekspertiz yaptırılmış olması, satıştan sonra ortaya çıkan her arızanın alıcının üzerinde kalacağı anlamına gelmez. Buna karşılık, ekspertiz raporunda açıklanan bir sorunu bilerek araç satın alan kişinin de aynı sorun için sonradan gizli ayıp iddiasında bulunması her durumda mümkün değildir. Belirleyici olan, raporun bulunması değil; araçtaki sorunun niteliği, satış sırasında mevcut olup olmadığı ve alıcıya hangi bilginin verildiğidir.
Gizli Ayıp İle Olağan Yıpranmanın Ayrılması
Türk Borçlar Kanunu’nun 219. maddesi uyarınca satıcı, bildirdiği niteliklerin araçta bulunmamasından ve aracın değerini veya beklenen kullanım faydasını önemli ölçüde azaltan ayıplardan sorumludur. Bu sorumluluk, satıcının ayıbı bilmesine bağlı değildir. Dolayısıyla satıcının kilometre müdahalesini veya daha önce yapılan hatalı onarımı kendisinin gerçekleştirmediğini söylemesi, tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Ancak ikinci el bir araçtan beklenen durum, sıfır araçla aynı değildir. Yaş, kilometre, bakım geçmişi, açıklanan hasarlar ve satışta vaat edilen özellikler birlikte değerlendirilir. Kullanıma bağlı olağan aşınma ile teslim sırasında mevcut olup sonradan belirti veren teknik sorun birbirinden ayrılmalıdır. Motor arızasının satıştan kısa süre sonra ortaya çıkması önemli bir veri olmakla birlikte, tek başına ayıbın varlığını kanıtlamaz. Arızanın kaynağı teknik incelemeyle belirlenmeli; teslim anındaki durum bakımından aşağıda açıklanan tüketici lehine ispat karinesi de gözetilmelidir.
Ekspertiz Raporu Satıcıyı Sorumluluktan Kurtarır Mı
Ekspertiz, kapsamı ve kullanılan inceleme yöntemleriyle sınırlı bir teknik değerlendirmedir. Raporda bir parçanın kontrol edilmediğinin belirtilmesi, o parçanın ayıpsız olduğu veya alıcının oradaki bütün sorunları kabul ettiği anlamına gelmez. Özellikle motorun açılmasını gerektiren yahut kullanım sırasında anlaşılabilen bir sorun, olağan incelemeyle ortaya çıkarılamayabilir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 13.11.2025 tarihli, 2023/555 E., 2025/1879 K. sayılı kararında, araçtaki uygunsuz zincir ve gergi parçalarının motor arızasına yol açtığı uyuşmazlık incelenmiştir. Satıcının dayandığı eski ekspertiz raporunda triger ve zincir kontrolünün yapılmadığı belirtilmesine rağmen, bu rapor satıcıyı sorumluluktan kurtarmamıştır. Daire, gizli ayıptan doğan sorumluluğu yalnızca önceki satıcıya veya ekspertiz işletmesine yönlendiren savunmayı kabul etmemiştir.
Bu nedenle “ekspertize sokuldu” veya “rapor alıcıya verildi” açıklaması tek başına yeterli değildir. Raporda incelenmeyen bir unsur ile varlığı açıkça bildirilmiş bir arıza aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Raporda Açıklanan Arızayı Bilerek Satın Alma
TBK’nın 222. maddesine göre satıcı, sözleşme kurulurken alıcının bildiği ayıplardan sorumlu değildir. Alıcının yeterli incelemeyle görebileceği ayıplar bakımından ise satıcının ayrıca ayıpsızlık taahhüdünde bulunup bulunmadığı önem taşır. Ekspertiz raporunun alıcıya hangi aşamada sunulduğu ve uyuşmazlığa konu sorunu ne ölçüde açıkladığı bu nedenle belirleyicidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.02.2026 tarihli, 2025/4122 E., 2026/1094 K. sayılı kararında; satış öncesi raporda motorda aşırı üfleme, çeşitli bölgelerde yağ kaçakları, zincir sesi ve yüksek devirde yağ dumanı gibi bulguların açıklandığı bir araç satışı değerlendirilmiştir. Daire, raporda belirtilen mevcut arızaların bilinerek satın alındığı gerekçesiyle davayı reddeden bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
Buradan her ekspertiz raporunun satıcıyı koruduğu sonucu çıkarılamaz. Somut arızanın raporda açıklanmış olması ile noter sözleşmesindeki genel “görülerek ve beğenilerek alındı” kaydı birlikte değerlendirilmelidir. Genel bir kabul kaydı, açıklanmayan bütün gizli ayıplardan vazgeçildiğini kendiliğinden göstermez. Satıcının ağır kusuruyla ayıplı devir yaptığı hâllerde sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan anlaşmalar da TBK’nın 221. maddesi kapsamında geçersizdir.
Satıcı İle Ekspertiz İşletmesinin Sorumluluğu
Satıcının ayıplı araç tesliminden doğan sorumluluğu ile ekspertiz işletmesinin hatalı incelemeden doğan sorumluluğu farklı temellere dayanır. Satıcı bakımından araçta sözleşmeye aykırılık bulunması; ekspertiz işletmesi bakımından ise üstlenilen incelemenin gereği gibi yapılmaması ve bunun zararla bağlantısı değerlendirilir. Her teknik sorunun satış öncesi ekspertizde mutlaka saptanabileceği varsayılamaz.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 06.02.2025 tarihli, 2021/1590 E., 2025/113 K. sayılı kararında, aşırı yağ tüketimiyle ortaya çıkan gizli ayıp yönünden satıcının sorumluluğu yanında, gerekli ölçümler yapılmadan hazırlanan ekspertiz raporu nedeniyle hizmeti sunan şirketin sorumluluğu da kabul edilmiştir. Dolayısıyla ekspertiz hatasının bulunması, satıcının sorumluluğunu otomatik olarak sona erdirmez.
Bununla birlikte her iki işletmeye yöneltilen taleplerde, her birinin sorumluluk sebebi ve zarara etkisi ayrı gösterilmelidir. Aynı zarar iki kez tahsil edilemez; bedel indirimi, onarım gideri ve diğer zarar kalemleri arasında mükerrerlik oluşmamalıdır.
Tüketici Satışı İle Özel Kişiler Arasındaki Satışın Farkı
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesi uyarınca tüketici işlemi için satıcının ticari veya mesleki amaçla, alıcının ise ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket etmesi gerekir. Bu nedenle galerinin kendi faaliyeti kapsamında sattığı ikinci el aracın kişisel kullanım için alınması tüketici işlemi olabilir. Aynı aracın yeniden satmak, taksicilik yapmak veya işletmenin ticari faaliyetinde kullanmak amacıyla alınması ise tüketici alımı değildir. Galeriden satın almak tek başına yeterli olmaz; alıcının amacı da değerlendirilir.
Kendi özel aracını ticari veya mesleki faaliyet kapsamında olmaksızın satan kişiden yapılan alımda ise alıcının kişisel kullanım amacı, tek başına tüketici işlemi oluşturmaz. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19.01.2017 tarihli, 2016/13351 E., 2017/199 K. sayılı kararında, ikinci el aracını özel olarak satan kişinin 6502 sayılı Kanun anlamında satıcı olmadığı ve uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 15.01.2018 tarihli, 2015/34961 E., 2018/41 K. sayılı kararı da aynı ayrımı esas almaktadır. Bu kararlar doğrudan altı aylık karineyi değil, tüketici hukukunun uygulanma alanını belirlemektedir.
Dolayısıyla iki gerçek kişi arasındaki her satış aynı nitelikte değildir. Gerçek kişi bir galerici de ticari veya mesleki faaliyeti kapsamında satıcı olabilir. Buna karşılık iki özel kişi arasındaki olağan araç satışı, kural olarak Türk Borçlar Kanunu’na tabidir.
Altı Aylık Ayıp Karinesi Hangi Satışlarda Uygulanır
6502 sayılı Kanun’un “İspat yükü” başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.”
Bu düzenleme, tüketici işlemi niteliğindeki ikinci el araç satışlarında da uygulanır; yalnızca sıfır kilometre araçlara özgü değildir. Tüketici, ayıbın varlığını ve ilk altı ay içinde ortaya çıktığını ortaya koyduğunda, ayıbın teslim sırasında da mevcut olduğu kabul edilir. Satıcı, örneğin sorunun teslimden sonra meydana gelen kaza veya kullanım hatasından doğduğunu ispatlayarak karineyi çürütebilir. Malın ya da ayıbın niteliğiyle bağdaşmayan hâllerde ise karine uygulanmaz. İkinci el araçta olağan yıpranmanın ayıp sayılıp sayılmadığı da ayrıca değerlendirilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.10.2025 tarihli, 2025/1216 E., 2025/4563 K. sayılı kararında, teslimden hemen sonra ekspertizle belirlenen boya kusurları bakımından 6502 sayılı Kanun’un 10/1. maddesi uygulanmış ve ispat yükünün satıcıda olduğu belirtilmiştir. Bu karar sıfır kilometre araç satışına ilişkindir; ikinci el araç olayı olarak değerlendirilmemelidir. Bununla birlikte uygulanan kanun hükmünde sıfır ve ikinci el araç ayrımı bulunmamaktadır.
Ticari veya mesleki amaçla yapılan araç alımlarında ve iki özel kişi arasındaki tüketici işlemi oluşturmayan satışlarda bu altı aylık kanuni karine uygulanmaz. TBK’da araç satışlarının tamamına uygulanacak eşdeğer bir altı aylık karine bulunmamaktadır. Bu satışlarda alıcı, kural olarak ayıbın teslim sırasında mevcut olduğunu ispatlamalıdır. Arızanın teslimden kısa süre sonra ortaya çıkması, teknik bulgularla birlikte delil olarak değerlendirilebilir; ancak tek başına ispat yükünü tersine çevirmez. Satıcının ayrıca verdiği garanti veya ayıpsızlık taahhüdünün sonuçları saklıdır.
Altı ay, dava açma veya garanti süresi değildir. Sürenin geçmesi ayıptan doğan hakları kendiliğinden sona erdirmez; uygulanacak zamanaşımı ve diğer şartlar ayrıca incelenir. TBK kapsamındaki satışlarda gözden geçirme ve bildirim yükümlülükleri de önemlidir. Gizli ayıp öğrenildiğinde hemen bildirim yapılması gerekir; satıcının ağır kusuru ve meslekten satıcının bilmesi gereken ayıplar bakımından TBK’nın 225. maddesindeki istisnalar saklıdır. Tacirler arasındaki ticari satışlara özgü kısa ihbar süreleri ise bütün ikinci el araç alıcılarına uygulanamaz.
Hak Talebinde Teknik Delilin Önemi
Ayıptan sorumluluğun şartları oluştuğunda, uygulanacak hükümlere ve somut olayın özelliklerine göre sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya mümkünse ayıpsız benzeriyle değiştirme hakları gündeme gelebilir. Her motor arızası doğrudan bedelin tamamının iadesini gerektirmediği gibi, her bedel indirimi de tamir faturasıyla aynı tutarda olmaz.
İlan metni, satış öncesi yazışmalar, ekspertiz raporunun bütün sayfaları, servis ve muayene kayıtları birlikte korunmalıdır. Onarım öncesinde sorunun ve değişen parçaların belgelenmesi, gerektiğinde delil tespiti yapılması önem taşır. Satıcıya bildirimin zamanı ve içeriği de ispatlanabilir olmalıdır. Teknik tehlike veya arızanın büyümesi riski varsa araç kullanılmaya devam edilmemeli; gerekli güvenlik önlemleri alınırken deliller de muhafaza edilmelidir.
İkinci el araç satışında uyuşmazlığın çözümü, yalnızca “ekspertiz var” veya “araç eski” ifadelerine bağlanamaz. Asıl değerlendirme; teslimdeki durumun, açıklanan özelliklerin ve sonradan ortaya çıkan sorunun aynı teknik ve hukuki çerçevede incelenmesini gerektirir.
Araç satışından ve ekspertiz hizmetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların değerlendirilmesi, hukuki danışmanlık ve dava süreçlerinin takibine ilişkin hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
